MENÜ
İstanbul 15°
Kamyonum
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
seyit usta, römork, treyler, üst yapı,
GENEL BAŞKAN VEKİLLERİ SEÇİMİ
Nizamettin KARADAĞ
YAZARLAR
23 Mayıs 2018 Çarşamba

GENEL BAŞKAN VEKİLLERİ SEÇİMİ

Saygıdeğer Kamyonum Dergisi okuyucuları, yazılarımda genellikle sektörel bazda eleştirel türde yazılar kaleme aldım. Nedenine gelince, sektörün çok zor durumda olduğu ve her gün çalışma koşullarının daha da zorlaştığı ve maalesef Türkiye taşımacılık sektörünün beka sorunu yaşadığı aşikardır. Nedeni, önümüzdeki seçimlerle ve ülkemizin genel yapısı ile doğru orantılıdır. Çünkü taşımacılık demek ülkenin en stratejik sektörü demek. Beşikten mezara, gelinlikten kefene aklınıza ne gelirse taşımacılık sektörü marifetiyle ilgili yerlere ulaşmaktadır. Genel başkan vekilleri deyimiyle, ne alaka demeyin, aşağıda izah edeceğim mevzular ülkemizin dolayısıyla sektörümüzün geleceği açısından son derece önemlidir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi laik, demokratik bir halk cumhuriyetidir. 1950’lili yıllara kadar bu ilkeler dahilinde sağlam bir rejim inşa etmeye çalışılmıştır. 1950’lili yıllardan sonra uluslararası konjonktürü , halkımızın demokratik rüştünü tamamlamaya ve aydınlanma sürecini sonlandırmaya izin vermeden alelacele halkımızı çok partili sisteme geçirmiştir. Bu dış müdahale bugüne kadar halkımızın aydınlanmasını demokratik rejimin bütün kurum ve kuruluşlarıyla kurumsallaşmasını, halkımızın kendi kendini yönetme yetisini elde etmesine maalesef izin vermedi.

Bir sistem düşünün; sağdan sola, radikalden ılımlıya, demokrattan liberale herkesin ağzında halk ve millet var ama realitede ne halk var ne de millet var. Bir yurttaşımız herhangi bir siyasi partiye üye olur, üyelik kartını alır cebine koyar fakat hiçbir işlevi olmaz. İlçe başkanı, il başkanı, milletvekili hatta belediye meclis üyesi bile genel başkan ve genel merkez tarafından atanır. Sonra bu atananlar doğal kurultay delegesi sayılır ve genel kurulda gösterişli bir şekilde genel başkan ve yönetimini –sözde- seçerler. Trajikomik bir tiyatro. Birilerini atayacaksınız ve o atadıklarınız sizi seçecekler. Peki parti üyeliği neden var? Ne işe yarar ? Maalesef içi boş.

Vesayet rejiminden şikâyetçi olup, “yeter artık söz milletindir” diyenler meğer vesayetten rahatsız değillermiş. Vasilerin koltuklarına özenmişler. Zaman içerisinde vasileri devreden çıkarıp halkı da kenara itip, kendi vesayetlerini kurmaya çalıştılar. Eğer süreçte halk olsaydı , millet olsaydı, halkın malı olan yollar köprüler, barajlar , su havzaları,  çok stratejik kurumlar örneğin; telekomünikasyon, limanlar vb. kurumlar haraç mezat özelleştirme adı altında yabancılara satılır mıydı?  Halkın seçmediği, politik geleceği halkın elinde olmayan sözde halkın temsilcileri, halkın çıkarları değil de genel başkanın ve genel merkezin çıkarlarını kollamazlar mı? Bunu bilmek için sanırım siyaset bilimci olmak gerekmez. Amiyane tabirle ; “parayı veren düdüğü çalar”.  Parayı genel merkez ve genel başkan verdiğine göre, yani sıralamayı onlar belirlediklerine göre milletvekilinin geleceği halkın değil, onların iki dudağı arasında olduğuna göre tabi ki onların düdüğünü çalacak.

Şu işe bakın, Cumhur İttifakı, Millet İttifakı gibi kulağa hoş gelen terimler. Ama içinde ne halk var ne de millet var. Bir diğer siyasi yapı, sözde o kadar demokrat ki yöneticilerini eş başkan olarak tanımlar ve en az iki kişiden üst yönetim kadrosu seçer. O yapıda da maalesef halk yok. Halkın olması için ne lazım? Amerika’yı yeniden keşfetmeye lüzum yok. Muasır milletler bu işi çözmüşler. Siyasi parti yapılanması son derece şeffaf olacak. Önseçimler ve parti içi demokrasi zorunlu kılınacak. En ufak birimden en üst düzey birime kadar bütün parti içi seçimleri hükümet komiseri nezdinde yapılacak ve kayıt altına alınacak, yani belediye başkanını hatta belediye meclis üyesini, milletvekilini, il başkanını, ilçe başkanını, il ve ilçe delegelerini, genel kurul delegelerini o partiye kayıtlı üyeleri tarafından seçilecekler. Sistem bu kadar net ve basit. Muasır milletlerin seviyesine çıkmanın yolu ve yöntemi de budur.

Cumhuriyetimizin kurucusu yüce insan ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kemikleri sızlıyordur. Çanakkale geçilmez deyip, binlerce evladını şehit veren bu halkın lâyığı bu olmamalıydı. Çok iyi bilinmelidir ki; 21.yüzyılda gücünü halktan almayan hiçbir rejimin – adı ne olursa olsun – kalkınması, müreffeh bir gelecek vaat etmesi maalesef imkansızdır. Eski Osmanlı Devleti coğrafyasında ve etrafında bu duruma emsal teşkil edecek sayısız devlet vardır. Sonuç ortada; onların ne hale geldiğini üzülerek izliyoruz.

Sonuç olarak, sektörümüzün ve ülkemizin geleceği için mutlaka laik, demokratik bir hukuk devleti temellerinden uzaklaşmamalı. Hiçbir şey için geç değil. Bizi ziyarete gelen, oyumuzu isteyen, siyasi görüşü ne olursa olsun, herkese dilimizin döndüğü kadar demokratik sistemi anlatmalıyız. Onları utandırmalıyız. Umarım gelecekte Türkiye kendi demokratik alt yapısını oluşturur.

Her ne kadar milletvekili değil de genel başkan vekilleri seçimleri de olsa, sektörümüze ve halkımıza hayırlı ve uğurlu olmasını canı gönülden dilerim.

 

Saygılarımla,                                                            Nizamettin KARADAĞ

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2024 Kamyonum